CUMHURBAŞKANI ADAYI SOKAKLARDA YATIYOR


İranlı Rüstem Fahiri ülkesine sevdalı, idealist bir öğretmen. O, İran için hep daha demokratik bir gelecek hayal etti. Ülkeyi yönetenlerin sert ve mesafeli tutumlarını korkusuzca eleştirdi. Mevcut durumu değiştirebilecek yeterliliği hissettiği gün İran İslam Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanlığı’na adaylığını koydu. Ama süreç onun için hiç de kolay değildi. Rekabet yoğunlaştıkça tehditlerin dozu arttı ve adaylıktan çekilme kararı aldı. 2009 seçimlerinde ülkesini yönetmeye aday olan Rüstem Fahiri, hakkında tutuklama kararı çıkınca kısa bir süre önce Türkiye’ye kaçtı ve Nevşehir’in sokaklarında yaşamaya başladı.
Geçmişi M.Ö. 4000 yılına dayanan İran, Ortadoğu’nun en etkili devletlerinden biri. Tarih boyunca önemli medeniyetlere ev sahipliği yapan İran’ın toprakları hep kanla sulandı, uğruna milyonlarca insan can verdi. 1 Nisan 1979 yılında gerçekleşen İslam Devrimi’nin ardından ülkede sular biraz olsun duruldu. Aynı yıl içinde oluşturulan anayasa ile İran İslam Cumhuriyeti’nin yönetim yapısı belirlendi. İran’da o günden sonra bir dini lider, bir de cumhurbaşkanı söz sahibi oldu. Ülkenin ilk dini lideri Ayetullah Humeyni olurken ilk cumhurbaşkanı da Beni Sadr’dı. Aradan geçen 30 yılda liderler değişirken, muhafazakârlar ve reformcular arasındaki gerilim de giderek tırmandı. İran halkı onuncu cumhurbaşkanını seçmek için 2009 yılında sandık başına gittiğinde adaylar arasında bir önceki dönemin lideri Mahmut Ahmedinejad, bağımsız reformcu aday Mir Hüseyin Musavi, bağımsız muhafazakâr Muhsin Rızai ve Ulusal Güven Partisi’nden Mehdi Kerrubi vardı. Türkiye kamuoyuna da yansıyan bu isimlerin dışında cumhurbaşkanlığına adaylığını koymuş ilginç bir isim daha vardı. Kaleme aldığı yazılarla ülkesinde ses getirmeyi başarmış emekli öğretmen Rüstem Fahiri…
Ülkesi için öğrenci yetiştirdi
Rüstem Fahiri 2 Mart 1955 günü İran’ın Merend kentinde dünyaya geldi. 5 yıl bu kentte ailesi ile birlikte yaşayan Fahiri çocukluk ve gençlik yıllarını ise Batı Azerbaycan Eyaleti şehirlerinden olan Urmiye’de geçirdi. Lise öğrenimini tamamladıktan sonra üniversite okuyarak sınıf öğretmeni olan Fahiri 28 yıl boyunca İran’da öğrenciler yetiştirdi. Öğretmenliğin kutsal bir meslek olduğunu ancak dünyanın hiçbir noktasında gereken değeri göremediğini savunan Fahiri; “Küçük yaşlardan itibaren öğretmen olmak istemişimdir. Amacıma ulaşıp, mesleğimi icra etmeye başladığım günden beri ise donanımlı ve ülkeme yararlı bireyler yetiştirmeyi hedefledim” diyerek öğretmenliğe duyduğu bağlılığı dile getiriyor. İran’da öğretmenlik yapmanın çok kolay bir iş olmadığının altını çizen Rüstem Fahiri bu süreç içerisinde mesleğini doğru yapabilmek adına olabildiğince siyasetten uzak durmaya çalıştığını söylüyor.
İran’ı yeniden kurmak
Siyasete ve ülkesinin içinde bulunduğu koşullara kayıtsız kalamayan Fahiri tüm gelişmeleri yakından izlediğini vurguluyor. 2 Ağustos 1997 günü cumhurbaşkanı seçilen Muhammed Hatemi’nin uygulamış olduğu politikaları yanlış bulduğunu ifade eden Fahiri; “Benim anlayışıma göre devlet yetkilileri halkıyla iç içe olmalıdır. Onların halktan bir üstünlüğü yok. Ama Hatemi bunu başaramadı” diyor ve siyasete giriş hikâyesini şu sözlerle anlatıyor: “İran’ın bugünkü dini lideri Hamaney ve ondan önceki hiç bir siyasetçi halka çok yakın değildi. Ancak birinin buna dur demesi gerekiyordu.
Ben de öğretmen olduğum için bu işlerin içinde aktif olarak yer alamıyordum ama yazdığım kitaplarla tepkimi belli etmeye çalışıyordum. İran’daki siyasetçilerin halk ile daha iç içe, diğer devletler ile daha sıcak ilişkiler kuran ve bilime yönelen bir devlet olması gerektiğini sık sık tekrarlıyordum.”
Hatemi dönminde yazdığı siyasi yazılarla dikkatleri üzerine çekmeyi başaran Rüstem Fahiri,  İran’a sızmış uluslararası ajanların kendisi ile iletişime geçtiğini söylüyor. Dünya’nın yakından takip ettiği İran’da çeşitli istihbarat örgütlerinin bulunduğunu ifade eden Fahiri; “Bana ulaştıklarında; nasıl davranmam ve neler yapmam gerektiği konusunda öneriler sundular” diyor ve anlatmaya devam ediyor: “İran’da göz önünde bulunmayan ama ülkenin yönetilmesi noktasında oldukça etkili olan bir ‘derin devlet’ten bahsettiler. Bahsettikleri kişi eski cumhurbaşkanlarından Rafsancani idi. O’nun İran Cumhurbaşkanı’nı seçebilecek kadar etkili bir isim olduğunu söylediler. Benden Rafsancani’yi karşıma alıp siyasete girmemi ve halk ile yönetimin iç içe olduğu İran’ı kurmamı istediler.”
Onuncu cumhurbaşkanı adayı
Yapılan görüşmelerin ardından Rüstem Fahiri, İran’ın onuncu cumhurbaşkanı olabilmek için harekete geçti. 2009 seçimlerine adaylığını açıkladıktan sonra pek çok tehdit aldığını belirten Fahiri, her şeye rağmen çıktığı yolda emin adımlarla ilerlemeye kararlıydı ve çalışmalarına tüm hızıyla devam etti. Rafsancani’nin bağımsız aday Mir Hüseyin Musavi’yi desteklediğini söyleyen Fahiri; “Muhafazakarlar Ahmedinejad’ı, reformcular ise Musavi’yi destekliyorlardı. Ben ise kimseden destek alamıyordum. Derin devlet ile ilgili çok şey öğrendiğim için sürekli tehdit ediliyordum. Aynı yıl Hatemi de aday olmuştu ama sonradan adaylıktan çekilerek Musavi’ye destek verdi. Rafsancani ile anlaşmışlardı. Tek aday olsun istiyorlardı. Ben de bağımsız aday olduğum için Rafsancani beni istemiyordu. Tehditler artmaya başlayınca daha fazla dayanamayıp adaylığımı geri çektim. Beni ailemle tehdit ettiler” diyerek kısa süren adaylık sürecini anlatıyor.
Seçimlerin ardından çok zor günler geçirdiğini anlatan Fahiri; “Cumhurbaşkanlığından adaylığımı çektikten sonra bile tehdit mesajları almaya devam ettim. Ancak ben korkmadan İran’da yaşamayı, siyasi yazılar yazmayı ve eleştirmeyi sürdürdüm. İki kez tutuklandım. Yazdıklarımdan dolayı 100 gün kadar cezaevinde kaldım” diyor.
Nevşehir’de sokaklarda uyuyor
2009 seçimleri Ahmedinejad’ın zaferiyle sonuçlanınca, muhaliflerin tepkileri ülke içinde çatışmalara yol açtı. Uzun süren protestolarda Musavi’nin de içinde olduğu pek çok kişi tutuklandı. Rüstem Fahiri’nin ise yazdığı yazılardan dolayı önce kitapları yasaklandı, daha sonra da hakkında üçüncü kez tutuklama kararı çıktı. Türkiye’ye kaçmaya karar veren Fahiri 2012 yılının Kasım ayında İran’dan ayrılarak Van’a sığındı. Yaklaşık 3 ay Van sokaklarında yaşayan Fahiri daha sonra Birleşmiş Milletler’in yönlendirmesiyle Nevşehir’e yerleştirildi. Güzel hayallerle geldiğine değinen Rüstem Fahiri; “Ancak öyle olmadı. Birleşmiş Milletler temsilcisi Van’ın güvenliğim açısından doğru yer olmadığını söyledi ve Nevşehir’e gitmemi istedi. Yetkililerin beni Nevşehir otogarında karşılayacağını ve gerekli yardımı yapacaklarını belirtti. Ancak karşılamaya kimse gelmedi” diyor. Nevşehir’de 4 aydır sokaklarda yatıp kalktığını belirten Fahiri konuyla ilgili olarak şunları söylüyor: “Hâlbuki bambaşka şeyler umut ederek Nevşehir’e gelmiştim. Çünkü koca Birleşmiş Milletler bu şehre gelmemi istemişti. Elbette bir bildikleri vardı. Ama şimdi buradaki ofislerine gittiğimde ve kendimi tanıtıp yardım istediğimde yüzüme bakmıyorlar.”
Maddi durumu iyi olmadığı için bir otele yerleşemediğini belirten Fahiri kimseden de kendisine evini açmasını beklemediğini dile getiriyor. Sokaklarda yaşamaya alıştığını söyleyen Fahiri sözlerine şu şekilde devam ediyor: “İnsanların beni evlerine almak gibi bir zorunlulukları yok. Bunu benim istemeye hakkım da yok zaten. Benim içimi acıtan tek şey koskoca İran İslam Cumhuriyet’ini yönetmeye adayken bugün sokaklarda yaşıyor olmam.”
Bir gün cumhurbaşkanı olacak…
Rüstem Fahiri’nin geride bıraktığı ne bir eşi var ne de bir çocuğu. Ama O yine de eski hayatına geri dönmek istiyor. En büyük arzusunun İran Cumhurbaşkanlığı’na yeniden aday olmak olduğunu söyleyen Fahiri bunun şimdilik mümkün olmadığını belirtiyor. İran’da gerçekleşen olayların gerçekte medyaya yansıdığı gibi olmadığını da dile getiren Fahiri; “2009 yılında Ahmedinejad seçimleri kazandı ve sonrasında çıkan olayları bastırdı gibi görünüyor. Ama gerçekte öyle değil. İran halkı en küçük bir hareketi bekliyor ve her an değişime hazır” diyor. Son olarak ise; “Devlet adamları halkının arasına girebilmeli. Ancak İran’da bu yok. Ben başa geçebilseydim halkımın içinde olabilmek için elimden geleni yapacaktım. İran’da şeriat bile yanlış uygulanıyor. Politikacılar onu bile kendi çıkarlarına göre ayarlıyor. İran’da birçok şey yanlış yapılıyor ve ben bu yanlışları bir gün doğruya çevireceğim” diyerek geleceğe dair umudunu koruduğunu tüm içtenliğiyle dile getiriyor.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

RAYMOND HENRY WİLLİAMS

Cumhuriyet’in kuvvet üssü: Eskişehir Cer Atölyesi

GRAMAFON KAFE